|
Bilemiyorum!
Sevgili Joeboss, yazdıklarına bazı noktalarda katılıyorum, bazılarına katılmıyorum. Öncelikle çok sert yazılar yazıyorsun; kırıcısın ve böyle yaparak kimseye meramını anlatamaz veya kimseye kendini dinlettiremezsin! Sana tavsiyem biraz daha yönlendirici, yapıcı bir dil kullanman; yıkıcı değil!
Üniversitelerin dil bölümlerden mezun olmuş, 4 yıl bu alanlarda ihtisas görmüş arkadaşların, senin tabirinle neredeyse 'yes'in anlamını soracak duruma gelmesi ve bu arkadaşların tercümanım diye iş yapması gerçekten üzücü bir durum. Bu durumun böyle olmaması gerekir. Evet sorulacak şeyler vardır, ama bu kadar basitleştirilmemesi lazımdır.
Diğer bir yandan bu insanlara "utanın, yüzsüzler, yıkılın gidin" gibi nitelikler kullanarak aşşalayıcı tavırlar sergilemek hiç doğru değil ve yakışık almıyor. Aslında bunun en büyük sorumlusu içinde bulunduğumuz sistemdir. Ben ilgili olduğum alanla ilgili örnek vermek istiyorum. Bugün herhangi bir üniversitenin ingilizce öğretmenliğine yerleşmek için öğrencinin çok yüksek bir puan alması gerekmektedir. Öğrenci YDS ve ÖSS'den gerçekten iyi puanlar alarak bu bölümü kazanmaktadır. Bu durumda ingilizcesi belli bir düzeye gelişmiştir ve üniversiteden mezun olduğunda önceki seviyesinin kat be kat ilerisinde olması gerekir. Gelin görünkü mezun olana dek öğrenci bildiklerinin zaten çoğunu unutmuştur. Üniversitede ingilizceye dair tek bir kelime öğretilmemiş ve ileride ingilizce öğretmenliği yapacak kişi sokaktaki vatandaştan farksız hale gelmiştir. Takip edilen müfredatlara bakarsanız derslerin çoğunluğunun formasyon derslerinden oluştuğunu, how to teach children english, how children learn languages, öğretim yöntemleri, almanca, fransızca gibi derslerden oluştuğunu görürsünüz. Evet belki bunların hepsi gereklidir; ancak daha öğrenciler öğretecekleri ingilizceyi tam olarak kavramamışlar, yazma-okuma-dinleme-konuşma gibi yeteneklerde oldukça zayıf iken bu derslerin gösterilmesi işte sizin bu yakınma nedeninizi ortaya çıkarmıştır.
Bunların hepsini bir yana bırakalım. Bugün ingilizce öğretmenliğinden mezun olanların atamaları kpss sınavında alınan puana göre yapılmaktadır. Bu sınavın bildiğiniz gibi ingilizceyle uzaktan yakından alakası yok! İngilizce öğretmenliği yapacak olanları seçme yönteminiz, onların matematik, tarih, türkçe ve diğer ilgisiz alanlarda yaptıgı netlere bakmaktır, ki bu sistem başlı başına yanlıştır. İşte bu yüzdendirki üniversiteye kapağı atanlar daha ilk günden ingilizceyle olan ilişkilerini kesmekte ve mezun olana kadar kpss, ales derken bu alandan iyice uzaklaşmaktadır.
Bu yüzden "ben ingilizceyi amerikada öğrendim, hepinizden de iyi bilirim" demek de haklısınız belki ama bunu yüzümüze çarpar gibi söylemeniz çok yanlış! Maalesef herkesin ingilizceyi sizin gibi amerikada, ingilterede öğrenme şansı yok! Bizler bu sistemin ürünüyüz ve eleştirmeye başlamadan önce asıl nedenlerini düşünmeliyiz.
Bu ülkenin her alanda olduğu gibi nitelikli ve kendini geliştirmiş ingilizce öğretmenlerine, tercümanlarına, dilbilimcilerine ihtiyacı vardır; ancak ne tercümanı, ne öğretmeni beklenen nitelikleri kazanmakta başarılı olamamaktadır.
Saygılar.[/size][/b][/b][/size][/b][/size]
|