The company tried to make a fast buck on the property but they actually lost a lot of money.
Kolay para değil, joeboss'un dediği gibi çabucak kazanılan para. Kolay para genellikle hileli ise 'easy money' ile ifade ediliyor; kolay işten kolay para ise 'money for jam', 'money for old rope' dur. Bir de 'gravy train' vardır. Yalnız bu şık ifadeleri öğrenirken dikkat ister; meselâ 'neden jam?, 'neden old rope?' diye sorarsak, bunların ne olduğunu bellersek bunların 'küçük ihtiyaç-kolay iş-kolay para' olduğunu, 'gravy' nin ise bugünün dünyasında yaygınlaştığı gibi emek harcamadan ya da az emekle ve/veya bazen kanun dışı olan para olduğu görülür. Hepsi de 'kolay para'.
gravy train
The kind of job that brings in a much higher income than the services rendered would warrant.
- Jack's job at the Athletic Club as Social Director is a regular gravy train.
ride the gravy train
To live a life of plenty and luxury.
Those who have a wealthy executive or heir to a fortune for a spouse can ride the gravy train without doing any work.
|