Aşk, Yalan ve Para'ya dair
About Lie
couldn't lie straight in bed:hiç dürüst değiller
lie low:saklanmak, gizlenmek
lie through one's teeth:külliyen yalan söylemek
live a lie:hayatını yalan üzerine kurmak
a pack of lies:yalan dolan
a white lie:beyaz yalan
About Love
be head over heels (in love): sırılsıklam aşık olmak
fall head over heels (in love):sırılsıklam aşık olmak
not for love nor/or money:bunu benden isteme, bunu yapamam
a love child:gayrimeşru çocuk
a love nest:aşk yuvası, tesis (argo)
the love of my life: hayatımın aşkı
love someone/something to bits: çok sevmek, çok hoşlanmak
And Money
be coining it:çok para kazanmak, çok para kazandırmak
be in the money: parayı bulmak, birden çok para kazanmak, voliyi vurmak
be minting it: çok kısa bir sürede büyük paralar kazanmak, paraya para dememek
be money for old rope:kolay yoldan para kazandıran (iş)
easy money:kolay para
for my money:fikrimce, kanımca
funny money:sahte para
get one's money's worth: (verdiği) paranın karşılığını almak
have a good run for one's money: bir işte uzun süre başarılı olmak
have money to burn: parayı ezmek, aşırı harcama yapmak, para savurmak
hush money: sus payı, birine bazı gerçekleri söylememesi verilen para
i'm not made of money:ş eklim yok (argo), verecek param yok
in the money:zenginlik içinde olmak
Money doesn't grow on trees: para kolay kazanılmıyor
money is no object: parayı dert etme, para mevzu bahis değil, para sorun değil
money talks: para konuşur, para tüm kapıları açar
a money-spinner:çok para kazandıran iş, vole
monopoly money:çingene parası
(right) on the money:tamamen doğru
pin money:cep harçlığı
put one's money where one's mouth is:desteklemek (maddi olarak)
ready money:hazır para
ready cash:hazır para
see the colour of someone's money:birisinin parası olup olmadığından emin olmak
seed money:sermaye, bir işe başlama parası, bir işi başlatma parası
spend money like water: para yemek, paraya para dememek
throw good money after bad: parasını sokağa atmak, parayı sokağa atmak
throw (one's) money around: parayı sokağa atmak
throw money at something: bir sorunu parayla çözmeye çalışmak
have money to burn: aşırı para harcamak
|